Catalcam

ANA SAYFA


 

 

BALIKESİR'DE HAVABALIKESIR

    MESAJLARINIZ
 

 

                                                                          
 



 

 

Facebook Çatalçam Köyü Grubuna Katıl
...



Kardeş Siteler

 
Cozumpark Bilisim Portali
 

Çatalçam Köyü, Balıkesir ili, Dursunbey ilçesine bağlıdır. Dursunbey ilçesinin güneybatısında yeralır. Kuzeyinde Selimağa, Doğusunda Kurtlar, Güneyinde İsmailler, Yukarı Musalar ve Aşağı Musalar köyleri bulunur. Köyümüzün batısında ise Göbül, Karamanlar ve Gazellidere yeralmaktadır. Köyümümüzün kuzeyinde bulunan Tekedere vadisi demiryolu boyunca uzanarak Selke çayına dökülür. Köyümüzün kuzey tarafı kızılçam ormanları ile kaplıdır. Akarsular arasında Tekedere, Çeşme Deresi, Beşağaç deresi sayılabilir. Çatalçam’ın yer altı suları birçok pınarla gün yüzüne çıkmıştır. Yöremizde krom yatakları bulunmuş ve işletilmiştir.
 

Tarihi

Çatalçam'ın kuruluş tarihi ile ilgili kesin bilgi mevcut değildir. Köyün ilk kuruluş yerinin Sarnıç mevkii olduğu anlatılmaktadır. Çatalçam 1890 yılı Osmanlı salnamelerinde, Gökçedağ nahiyesine bağlı olarak görülmektedir. Daha sonraları Balat nahiyesinin kurulması ile buraya bağlanmıştır. Çatalçam, Osmanlı dönemi hane sayımlarında Balat'ın üçüncü büyük köyü olagelmiştir.

Sicil-i Nüfus Kayıtlarına göre 8.8.1892 tarihinde Balat Köyleri
 

Köy

Erkek

Kadın

Toplam Hane
İğdiş

301

275

576

129

Sağırlar

219

215

434

89

Çatalçam

194

202

396

80

Güğü

170

177

347

62

Aşağıyağcılar

136

134

270

55



1903 tarihinde Balat'ın köylerinde en kalabalık erkek nüfusu olan beş köy; İğdiş (328), Sağırlar (265), Çatalçam (223), Güğü (216), Şabanlar (216) dır. Kadın nüfus ise şöyledir; İğdiş (309, Sağırlar (257), Çatalçam (233), Güğü (227) ve Tepe (135).
 
 Balat'ın meşhur kahve değirmenleri Bigadiç üzerinden İzmir yönüne sevk edildiği, Çatalçam'ın bu güzergah üzerinde bir durak noktası olduğu tarihi belgelerde yeralmaktadır. Köyümüzdeki odaların sayısının çok olması, yolcuların burada sıkça konakladıklarını göstermektedir.  Alaçam Dağları ve Dursunbey I. Ulusal Sempozyumu, Sosyo-Ekonomik Durum başlığı altında aşağıdaki bilgiler mevcuttur:
" Günümüzde de Ege bölgesinin içinde yeralan Dursunbey, XIX. yüzyılda palamut üretiminde İzmir Limanının hinterlandı durumundaydı. Balatlı aracılar tarafından halktan satın alınan palamut deve ve katır kervanlarına yüklenerek bazen Bursa'ya, bazen Çanakkale'ye, ama daha çok İzmir'e gönderilmekteydi. Balat'tan yola çıkan deve kervanlarının izledikleri muhtemel yol şöyledir; Dursunbey-Şeytançam-Çatalçam-Aşağı Musalar-Sağırlar-Altınlar-Yağcılar-Okçular-Durasalar-Kargın-Bigadiç-Eşmedere-Gölcük-Çobanlar-Gelenbe-Kırkağaç-Akhisar-Manisa-Emiralem-Menemen-Çamaltı Tuzlası-İzmir. Bu yolla kervanlar İzmir'e palamut götürürken geri dönüşte ise yemeklik tuz getirilmekteydi. Yine bu yol güzergahının İnegöl tarafının hayvanlarının da Menemen'e sevk edildiği bilinmektedir." 
 

Milli Mücadelede Çatalçam
Bilindiği gibi yöremiz, İstiklal Savaşı sırasında Yunan işgaline uğramıştır. Yunanlıların Dursunbey Hıdırlık mevkiinde bir karakolları vardı. Dursunbey civarında Yunanlılarla mücadele eden Arap Ali Osman Çavuş komutasındaki 6 nolu gerilla kolu bulunmakta idi. Bu gerilla kolları, Manisa, Demirci kazası kaymakamlığına tayin edilen İbrahim Ethem bey komutasında idi.
Yunan birliklerine pusu kurarak zayiat verdirmek ve işbirlikçileri cezalandırmak ile geçen kasım 1921 ayını müteakip, takviye alan hasım, Türk gerilla kollarını takibe başlamıştı. 23 Aralık sabahı, Bigadiç’in Yukarı Göcek köyüne hareket eden İbrahim Ethem bey ve emrindeki birkaç gerilla kolu, hasmına bir şey hissettirmemek ve izlerini göstermemek için Alaçam Dağı’ndan dolaşarak Yunan askerlerinin geçmesi tahmin olunan Güvemdere mevkiine gelmişti. Beklenen Yunan birliği içerisinde Dursunbey’li Zekeriya kumandasında birkaç işbirlikçi de bulunmakta idi. Çıkan çarpışmadan sonra savaş alanında 39 Yunan askeri ölü olarak sayılmış, yaralı Yunan askerleri orman içinde bulunmuş, sadece dördü kurtulabilmişti. İbrahim Ethem Bey’in “Müslüman gavurlarından” dediği Zekeriya esir, Kör Ali ile Hakkı yaralı olarak ele geçirilmiş, sadece İbrahim isimli biri kolundan yaralı olarak kaçabilmişti.
Dündarcık ve Sağırlar köyü arasında kalan Güvemdere’de pusuya düşen Yunan birliği, Hıdırlık’taki karakolun efradındandı. Balatlı Rahmi Bey’e göre, bu birliğin karakoldan ayrılışı bir tertiple olmuştu. Arap Ali Osman Çavuşun gerilla koluna katılmak isteyen Rahmi Bey, nahiye müdürü Emin Bey’in ricası üzerine Balat’ta kalmış, malını mülkünü gerilla kollarının silah, cephane ve elbise ihtiyaçlarına tahsis etmişti. Aşağıda Rahmi Bey’in hatıralarından, Çatalçam ile ilgili bir bölüm aktarılmaktadır.
Yardım malzemesi Çatalçam köyü muhtarı Hacı Molla aracılığıyla yerine ulaştırılmaktaydı. Birgün Hacı Molla bir adam göndermiş, yarın Arap müfrezesi Balat’ı basacak, hazırlıklı olun dedi. Ben düşündüm, gelen adama dedim ki:Bigadiç’i bastınız ne oldu? Birçok müslümanın ölümüne sebep oldunuz, sizin maksadınız Yunan öldürmekse, Yunan kumandanlığından köy muhtarlarına tamim gönderilmiş. Nerede çete görülürse haber verilsin, vermeyenler cezalanacak diye. Şimdi sen git. Hacı Molla yarın bir adam göndersin, çeteler falan yere gitti diye, onlar takibe çıkarlar, pusu kurarlar, Yunanlıları orada öldürürsünüz dedim. Gelen adam beni dinlemezler, müfreze Çatalçam’da, gel kendin anlat dedi ve gitti. (Yaşlılarımızın anlattıklarına dayanarak, Çatalçam’da Yunanlıların bir seyyar çadırlı karakol kurdukları anlaşılmaktadır. Kaynak: Mehmet Çimen) Benim Arap Efe ile ilişkim olduğu biliniyordu, adım adım takip ediliyordum. Gündüz gitmem imkansızdı, gece de Balat’ın etrafında devriye geziyorlardı. Kış günü idi, yerde 10 cm kadar kar vardı. Şimdiki polis dairesi karşısında, bahçelere su götüren dere vardı. Kenarları pürüzlü olduğu için görünmüyordu. Gece yatsıdan sonra suya girdim. Görmesinler diye eğilerek şimdiki askerlik şubesinin önüne çıktım. Sırılsıklam ıslanmıştım. Çatalçam’a vardım. Arap Ali Osman ve yardımcısı Parti Pehlivan’la Hacı Molla’nın odasında kararlaştırdık. Benim dediğim gibi, Hacı Molla ertesi günü Yunan kumandanına adam gönderip ihbar edecek, yalnız takibe çıkacak Yunan askerlerini giderken değil de, dönüşte pusuya düşürecekler. Böylece oyun olduğu anlaşılmayacaktı. Ve ben yine aynı yoldan, sabah olmadan eve döndüm ve planlandığı gibi yapıldı.




 
 

Webmasterim.Com